Kültür-Sanat
HAT
Türk hat Sanatı denilince, Türklerin İslamiyeti kabul edişlerinden sonra okuma yazma vasıtası olarak seçtikleri Arap asıllı harflerle vücuda getirilen sanat yazıları anlaşılır. Ancak şunu hemen belirtelim ki Arap harfleri İslamiyetin zuhurundan sonra yavaş yavaş estetik unsurlar kazanarak, bu hal VIII. Yüzyılın ortalarından süratlenmiş; Türklerin İslam aleminde oldukları çağda zaten mühim bir sanat dalı haline gelmişti.
TEZHİB
Geleneksel süsleme sanatlarımızın çok yaygın bir kolu olan tezhib Arapça’da altınlama anlamına gelen bir süsleme tekniğidir.En erken örneklerini yazma kitap sanatındaki Kur’an, dua, bilim ve edebi kitaplarda görmek mümkündür. Türk tezhib sanatçısının yüzyıllar içersinde farklı usluplarda geliştirdiği en mükemmel tezhibleri dini kitaplar için yaptığı kuşkusuz bilinen bir gerçektir. Çalışmalarını ve gelişmelerini devlet himayesinde saraya bağlı nakışhanelerde sürdüren bu sanatkarlar Müzehhip adı altında anılırlar.
EBRU
Ebru, en kabatabiriyle su üzerine resim yapma sanatıdır. Farsça “ebri” olarak söylenen kelime bulut anlamına geliyor. Muhtemelen su üzerine fırça ile atılan boyalar bulut kümelerine benzediğinden, sanatın ismi bu şekilde söylene gelmiş. Ebru sanatının nasıl doğduğuna dair kesin bir bilgi yok. Ancak, 8. yüzyılda Çinliler tarafından yapıldığına dair bazı bilgiler var. Boyalı fırçaların su üzerinde temizlenişi sırasında yüzeye düşen damlalardan yola çıkılarak tesadüfen keşfedilmiş bu sanat olduğu söyleniyor. 1500’lü yıllarda Özbekistan Buhara’da, bir hat ustasının yazısının altında kullandığı ebru, ilk örnekler arasında gösteriliyor.
ÇİNİ
Çini; yüzyıllar öncesinden günümüze, hala güzelliğini ve cazibesini yitirmemiş eski (meyen) bir Türk el sanatıdır. Özellikle 15. yüzyıldan sonra Osmanlı sanatının parıldayan çehresini oluşturan çini varoluş macerasıyla da dikkat çekicidir.
Her şey, kuartz madeninin belli oranlarda karıştırıldığı çamuru elde edip ona istenen objelerin şeklinin verilmesiyle başlar.
MUSİKÎ

Çağlar öncesinden mîras edindiğimiz Türk Müziği, gerek makamsal, gerek çalgısal, gerek sözel, gerek dizemsel unsurlarıyla gâyet özel bir mevkîye sâhiptir. Kaynakların eksikliği ve yetersizliği yüzünden, bu müzik türü hakkına bilgilerimiz oldukça kısıtlı ise de, İslâmiyet öncesi Türk Müziği, Orta Asya gelenekleri ve yaşantısıyla bağdaşıklık kurmuş eski ve kayıp bir kültür olarak günümüzde incelenmektedir.
















SON YORUMLAR